Bu yazımda NATO zirvesinde yaşanan genel sekreter kriziyle ilgili uzman kişilerın yorumlarını paylaşacağım.
Sami Kohen – Gazeteci
“Temmuz’a kadar vakit var. Bu zirvede bu işin halledilemeyeceği belli. Birkaç haftalık süre var. Bu sürede Rasmussen çekilebilir. Ya da ısrar eder. Türkiye’de ısrar ederse Rasmussen seçilemez. Bu süre içinde ben öyle zannediyorum ki bir uzlaşma sağlanır. Ama bu uzlaşma nasıl olur bilmiyorum. Bir tarafın geri adım atması gerekir. Danimarka mı geri adım atar, Türkiye mi atar bunu zaman gösterecek. Ama bu kriz hiç kimse için iyi olmamıştır. Obama için de iyi olmamıştır. Arada kalmıştır.”
Mensur Akgün – Kültür Üniversitesi Öğretim Üyesi
“Bu sorun bir şekilde çözülecek. Ben Rasmussen’in NATO Genel Sekreteri olabileceğine inanmıyorum. Bu sorun başka birinin seçilmesiyle çözülecektir. Türkiye geri adım atmaz diye düşünüyorum. Geri adım atarsa İslam dünyasıyla ilişkileri ne olur bilmiyorum. Bu olay AB’nin pek çok ülkesi tarafından da yanlış anlaşılıyor. Bu Türkiye’nin bir intikam operasyonu değil. Karikatür krizi ve Roj Tv olaylarını herkes biliyor. Erdoğan da hatırlattı. Ama bana göre bu salt Türkiye’nin intikam duygularıyla yaptığı bir şey değil. Rasmussen, bu dünyada adı fazlasıyla kirlenmiş bir isim. Bunu herkesin görmesi gerekiyor. AB’nin şantaj literatürüne giren tarzını unutması gerekiyor. Geçmişte de Kıbrıs konusunda aynı şeyi yaptılar. Bunlar boşuna laflar. Boşu boşuna Türk halkının da AB’den uzaklaşmasına neden oluyor.”
Prof. Dr. Mesut Caşın – Yeditepe Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Öğretim Üyesi
Yazın seçilecek bir liderin şimdiden tartışılması ve krize dönüştürülmesi bence çok yanlış. Bu tavır NATO’nun vizyonuna ters düşüyor. Türkiye’yi yaralamak yarar sağlamaz. NATO Genel Sekreterliği son derece önemli bir görevdir. Terörle mücadelede Danimarka’nın Türkiye’ye gerekli desteği vermediği biliniyor. Tüm girişimlere rağmen bu konuda sonuç alınamamıştır. Temelde müttefikler ortak düşman olarak terörle mücadelede işbirliği yapmayı teyit etmişlerdir. Önümüzde uzun bir süre var. Bence en doğrusu başka bir aday bularak uzlaşma sağlamaktır. Aksi halde ittifakın tarafsızlık ilkesine ve prestijine zarar verir. Bana göre bu olay Türkiye Cumhuriyeti’ne zarar vermez. AB ile ilgili konuları da önümüze piişmiş tavuk gibi getirip koymak bana göre NATO’ya da AB’ye de yakışmıyor. Bu kriz Davos’la da mukayese edilmesin. Birileri Türkiye’yi bu noktaya getirmek istiyor. Türkiye, laik bir devlettir.”
Prof. Deniz Ülke Arıboğan – Bahçeşehir Üniversitesi Rektörü
Rasmussen’in adaylığı çok mantıklı görünmüyor. Bu adayın Müslüman dünyasının tepkisini çekeceği ve Türkiye’nin karşı çıkacağı biliniyordu. Ama Türkiye’nin Rasmussen’in kişiliği üzerinden ve Roj Tv ile karikatür krizi üzerinden karşı çıkması da çok doğru değil. Bir NATO üyesinin uluslararası düzlemde söylem belirlemesi çok daha anlamlıdır. Rasmussen kadar tepki toplamış bir kimseyi buranın başına oturtursanız, bu tepki çeker. NATO eğer bundan sonra ‘Tehdit algısı Müslümanlardan kaynaklanacak’ diyorsa ve Müslümanlarla çatışacaksa bu aday doğrudur. Ama böyle düşünmüyorsa bu yola girmemesi lazım. Türkiye’nin tepkisi de normaldir. Bu olayın olumsuzluk yaratmayacağına tam tersine Avrupa’da bir denge unsuru olacağına inanıyorum. Türkiye’nin Müslüman dünyanın liderliğine soyunduğunu biliyoruz. Bunun uluslararası etkileri de olabilir. Kafamızın bir kenarında bu olayın planlanmış bir kurgu olduğu olasılığı da yer almalı.”
) Sitenin tüm hakları Beethoven üzerinedir.